Mart Ayının Avare Martıları
O rüzgarda yolunu değiştirmeyecektin, martı, bak dilime düştün. Şimdi filozof ayağına yedi saat konuşurum, sen de elaleme rezil olursun.
Martıların havayla ilgili her şeyi önceden kestiremediğine eminim.
Bugün bir martının zihninin içine bakma fırsatı buldum. Onlar için uçmanın, bizim için yürüme kadar efor gerektirmeyen bir eylem olduğunu sanıyordum: kanat çırp ve istediğin yere git, gökdeniz senindir. Bugün bunun tamamiyle doğru olmadığını kanıtlayan bir şeye şahit oldum.
Denizin üzerinde uçuşunu izlediğim bir martı, bir somun ekmek gibi havada asılı kaldı.
Birkaç saniye boyunca böyle dondu kaldı:
Sonra tam ters yöne döndü ve olanca hızıyla uzaklaştı.
Az önce bir geminin benzer bir mesafeyi ancak birkaç dakikada kat edebildiğine tanık olmuştum. Martı aynı yolu saniyeler içinde gitti.
Martının uzaklaşmadan önceki duraksaması fark edebileceğim kadar uzun sürmüştü. Belki de birkaç saniye durup ne yapması gerektiğini düşünmüştü. Belli ki ileri gidememişti.
Belki ileri gitmeye çalışıp boş yere güç harcamak yerine, rüzgarı arkasına alarak ters yöne gitmenin daha mantıklı olacağına karar vermişti. Onu kendi gidebileceğinden daha büyük bir hızla uzaklara taşıyan, bu ters yönden esen rüzgardı. Baştaki amacı karaya varmaksa bile rüzgarı lehine kullanmaya karar verip ters yöne gitmişti.
Acaba vardığı yerde ne bulacak?
Martılar ve Nedensellik
Sanıyorum ki bir martının yemek bulmak gibi çeşitli istekleri ve bu isteklerin peşinde koşacak iradesi vardır.
Bu isteklerden bazıları yemek aramak, bir tehlike ortaya çıkığında sığınak aramak gibi kolay anlaşılan, temel isteklerdir.
Bunlardan başka, benim için de çoğunlukla bilinmez kalmış, çetrefilli ve gizli istekler vardır. Havada uçarken gördüğünde pek çok insanın avare gezdiğini varsaydığı martıların aslında peşinde koştuğu, onlar için biyolojik önemi olan ve muhtemelen dikkatli gözlem ve çalışmayla gizemleri açığa çıkartılabilecek türlü istek ve eğilimler, martıların davranışlarına bizim anlayamadığımız şekillerde yön verirler.
Örnek olarak tek başına gezen, sürüsünden ayrı kalmış bir martıyı düşünelim.
Siz de böyle yalnız kalmış bir martı görmüşsünüzdür? Peki bir martıya ne olur da alır başını uzaklara gider, diğer martıların yanından ayrılır? Bunu bireyselliğine önem verdiği için mi, yoksa bilmediğimiz bir biyolojik kuralı takip ettiği için mi yapar?
Hangi tarafa yorarsanız yorun kesin bir cevap bulmak güç. Belki de aynı insanlar gibi biraz yalnız kalmak istiyorlardır. Belki öylesine birbirlerinden uzak düşerler, her an beraber olmak gibi bir kaygıları yoktur. Belki de arada bir tek başına kalmanın onlara daha çok fayda sağlayacağı yönünde biyolojik bir dürtüleri vardır, kim bilir.
Her koşulda inanıyorum ki, bir martının yaptığı ve bizim nedensiz yere yaptığını sandığımız çoğu davranışın arkasında, bizim göremediğimiz sebepler bulunur.
Bu şekilde martılar türlü gezilere çıkarlar. Bir anda kalkıp açık denizlere uçar, ötekinde kıyılara geri döner, onlar için uğrak yerleri olan deniz fenerleri, kayalıklar, iskelelerde toplaşırlar.
Ayrıca bu temel ve gizli isteklerin yönettiği eyemlerinden başka, sanıyorum ki bir martının hiçbir neden olmadan yaptığı, sebepsiz yere giriştiği eylemler de olabilir.
Bir hayvanın sebepsiz yere hareket ettiğine inanmak zor, biliyorum, ama bugün gördüğüm martının davranışını tam da böyle yorumluyorum. Havada asılı kalan martı sanki sırf öylesine ters yöne gitmişti.
Başta anlattığım gibi, martı ilk ileri gitmeye çalışmış ama başarısız olmuştu. Biraz olduğu yerde durduktan sonra anlık gelen bir istekle geriye dönmüştü, ama geride hiçbir şey yoktu. Sanki elinden bir şey gelmediğini anlayınca sırf yapmış olmak için geriye gitmişti. Kendini rüzgara bırakıp, kanat çırpmanın ona bahşedemeyeceği bir hızda, sebepsiz ama özgürleştirici bu eylemin zevkini çıkarırcasına, açık denizin bomboş sularına doğru süzülmüştü.
Hayvanların Nörolojik Hiyerarşisi ve Bilinç
Bir karıncayı böyle bir hareket yaparken göremezsiniz: O, sürekli arar. Onun boş geçen tek bir anı bile yoktur. Bütün zamanı aramak ve kaçmak arasında bölüşülmüş gibidir. Bir karıncanın yapmak istediği şeyi başaramayınca pes ettiği veya öylesine bir şey yaptığı görülmemiştir.
Hedefine ulaşamayınca ya farklı bir yol arar, ya da önünü kapatan engel onu tehtid ediyorsa, hayatını kurtarmak için ondan kaçar veya kendini savunmaya çalışır. Tehlikede değilken ise aramak arzusu bütün benliğini kaplar ve başka hiçbir şey düşünemez.
Martı tam da karıncanın asla yapmayacağı şeyi yapmıştı, sırf daha kolay olacağı için kendisini bekleyen hiçbir şeyin olmadığı açıklıklara gitmişti.
Böyle davranabiliyor olması martıların karıncalardan daha büyük, sinir sistemlerinin daha gelişmiş olmasından dolayı mıdır? Böcek belki düşünemez ve öylesine hareket edemez ama martılar düşünebilir ve gerçekten zevkine veya öylesine davranabilir.
Tabii bu akıl yürütme, martının başından beri yaptığı şeyleri aslında bilinçli yapmış olması halinde tamamen yanlış olur. Belki de rüzgarlarla sık sık karşılaşan martılar için yön değiştirmek, düzenli uygulanan bir kurtulma manevrasıdır…
Öyleyse martıların ‘‘untangling’’ ustası olduklarını idda edebilir miyiz?
Dolaşıklık ve Doğa
Untangling için Türkçe tabir uyduracak olursam ‘açımlama’, ‘dolaşıksızlıklama’ derdim. Basitçe dolanık olan bir şeyi açmak, karışıklığı çözmek demektir.
İngilizce felsefe camialarında bu kelime, işin içinden çıkamadığınız ve ne yapsanız nafile gelen zor bir hayat durumundan kurtulmak için yapılan hareketleri ve planları ifade eder.
Dolaşık bir durumdayken ne yapacağımızı bilemeyiz. Hayatı ittirsek de ilerlemez. Yavaş ve hantal hissederiz. Sanki çabalarımız dönüp durduğumuz dolambaçlı yollarda yitip gider.
Genellikle hareketin, dolaşıklığı açmada bir numaralı yol olduğu söylenir. Eğer ileri gidemiyorsan, olduğun yerde debelenmeyi bırakmak ve başka yollar aramak işine gelebilir.
İleri gitmeye çalışmayı bırak ve engelin etrafından dolaş, geldiğin yönden geri git, dur ve öylesine etrafına bakın. Belki karşına yeni bir yol çıkar… Bir şey yapmak, hiçbir şey yapmamaktan iyidir. Belki içinde sıkışıp kaldığın durumdan daha iyisi, bir sonraki durağında seni bekliyordur?
Doğanın beyaz ve hışımlı elçisi de böyle yapmıştı belki de.
İleri gitmeni engelleyen ama ters yöne doğru seni hızlıca taşıyabilecek bir rüzgarla mı karşılaştın? O zaman direnmekten vazgeç. İleri gidebilmek için önce geri git. Kendini rüzgarın kollarına bırak, bırak ki kanatlarını doldursun ve seni daha güzel yarınlara savursun.
(‘‘Çeken akıntı’’lara (riptide’lara) karşı mücadele yöntemi de bunun aynısı değil mi: ilk önce baş edilemeyecek kadar güçlü akıntının kişiyi açığa sürüklemesine izin verilir, sonra akıntının gücünden kurtulmak için kişi yanlara doğru yüzüp akıntının hattından çıkar, sonunda da karaya doğru geri yüzüp kurtulur.)
Engin Rahatlık ve Son Tetkik
Yolumuz kapalıysa geri gidelim ki ileri gidebilelim dedik ama belki de bir martı için ileri geri yoktur?
Gidişlerimizin hep bir hedefi olan bizler, belki de denizin sağladığı engin özgürlüğü anlayamıyoruzdur.
Üzerinde yer şekilleri bulunmayan, boş bir halı gibi uzanan denizin üzerinde hayatını sürdüren, istediği gibi sağa, sola, yukarı, aşağı gidebilen, yerçekimi tarafından gem vurulamamış, 3-boyutlu hareketin bütün kapılarının kilidini açmış bir yaratık için belki de ileri ve geri, bir zaman ve oryantasyon meselesidir…
Öyleyse ileri geri kelimelerini kullanmayalım, martıyı bir hedefi başaramama perspektifinden incelemeye son verelim. Ben de sadede geleyim, martı hakkındaki bunca sohbetten sonra elde ettiğimiz yeni fikirleri bir araya getirelim ve son duruma şöyle bi göz atalım:
İlk karadan tarafa doğru uçan martı, rüzgar onu durdurunca ya başka tarafa gidip sonra geri dönmek için, ya da bizim için belli olmayan ama onun açıkça anlayabileceği belirtilerin peşinden gitmek için açık denize doğru uçmuştur. Bir ihtimal de, sırf yapmış olmak için uçmuş olduğudur.
İlk senaryo doğru ise martı bir dolaşıklıktan kurtulma ustasıdır. Kendisini durduran rüzgarla uzun süre cebelleşmeyip, kendisini kurtaracak olan alternatif yolu seçmiştir.
İkinci senaryo doğru ise martı, her hareketini yöneten temel ihtiyaç ve içgüdülerin güdümünde davranmıştır. Bilinç Hiyerarşisi bölümünde bahsettiğimiz gibi, bazı hayvanların her hareketinin altında yatan sebepler vardır. Rüzgar tarafından durdurulan martı da benzer bir sebepsellikten ötürü yön değiştirmiştir.
Üçüncü senaryo doğru ise martı gerçekten keyfi bir hareket yapmıştır ve bu demektir ki böyle davranabilecek bir akli ortama sahiptir.
Her halükarda bir martının bile hava olayları tarafından şaşırtılabileceğini gördük.
Havayla ilgili her şeyi önceden kestiremiyorlar… Bir anda beliriveren bir fırtına biz insanları nasıl dumura uğratabiliyorsa, onlar da bu göksel alemin akıntılarının azizliğine uğrayabiliyorlar.
sevgi saygı
mimo



Gökyüzünde asılı kalıp bir anda yolunu değiştiren martı Jonathon Livingston olmasın?